Avoir du Succès
“Avoir du Succès”.. Fransızca’da “başarılı olmak” demek! Düşünüyorum da başarı, herkes için önemli bir olgu olsa gerek. Öğrenci derslerinde, doktor ameliyatta, tercüman (
) çevirilerinde en iyiyi yapmak için çabalamalı. İç güdüsel olarak herkesin içinde bu istek olmalı! Başarılı olmanın yolu kendinden fedakarlık yapmaktan geçer. Ancak elbette bu fedakarlıkta aşırıya kaçmamak şart. Yoksa, insan gerçek hayattan kopup tamamıyle kendini çalışmaya “kurban ediyor”. Bunun sonucu ise çoğu insana cazip gibi gözükse de “başarılı bir moron” olmak hayatta bireye çok da önemli nitelikler katmıyor maalesef…
Değil mi Aşkım?
Örneğin, motomot ezber başarılı moronların olmazsa olmazıdır. Muhabbet kuşları bile, zekaları olmadan belli sayıda kelime ezberleyip söyleme yeteneğine sahipse, bu kimselerde farkındalıkları olmaksızın muhabbet kuşlarının izinden gitmektedirler. Ancak, gerçekten başarılı olan kimseler zekalarını kullanabildikleri için, ve öğrendiklerini uygulayabilip kullandıkları için daha revaçtadırlar.
Buna rağmen bazı kimseler (!) zekayı matematik sorusu çözmekle ölçüyor. Gülünç.
Nice matematikçiler, fizikçiler tanıdım şu hayatta. Embryo dönemini bile anne rahminde okulda geçirmiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki, ben fizikçiler ve matematikçiler kadar “kabız” insanlar tanımadım. Bağırsaklarındaki o yük yüzlerine pis bir şekilde yansımıştır. Hepsi kendisini Einstein ile özdeşleştirip, etrafındakilere dalga malzemesi olurken, bir yerleri kalkık bir şekilde fotosentez solunumu yaparak yaşamlarına devam ederler. (Mesela onlar böyle uzun bir cümleyi biz sosyal zekalı insanlar için kuramazlar
)
Ortaokul yıllarımda, bir arkadaşım vardı. Sarışın bir kız. Uzun boylu.
“Gözlüklü”. Matematik öğretmeni onun için “cevap anahtarı” derdi. Ancak benim sevgili arkadaşım gelin görün ki konuşamazdı. Ciddiyim! Tenefüslerde pencere kenarında “saksı misali” oturur, test çözerdi. O’nunla iletişime geçmek için harcadığım eforu bir ben bilirim! Ancak çabalarım, (benim gibi inatçı bir insanın çabaları) boşa çıkmadı. Önce sadece benimle konuştu, sonra diğerleriyle de konuşmaya başladı. Fakat, bu konuşma takdir edersiniz ki o kadar da verimli değildi. O testleriyle mutlu bir insandı. Nitekim, ODTÜ matematik bölümünü kazandı. Ancak eminimki test sayfalarında yakaladığı bu başarıyı ikili ilişkilerinde bulması için çok fırın ekmek yemesi gerekecek.
Bir de konuşabilen moronlar var ki aslında onlar daha kötü. Çünkü saçmalamaktan öteye gitmez sözcükleri. Konuşmaktan da yorulmazlar. Saçmaladıklarının farkında olmadıkları için, onlarla iletişim kurma gafletinde bulunan insanların “he, he” diyerek geçiştirmeleri, onları bir an önce susturmak için etkili olabilecek bir yöntemdir. Bu unutulmamalıdır.
Eğer sizin de çevrenizde bu tür insanlar varsa, sakın ola sularını ve gübrelerini eksik etmeyin.
Arada sırada topraklarını da değiştirin ki hayatlarında bir değişiklik olsun. Bol bol test ve problemlerle meşgul edin onları, ki zararsız bitkisel yaşamlarına devam etsinler. Yazıktır. (İçime acıma duygusu geldi birden)
Evet, şu ana kadar moronlar hakkında yeterince bilgi verdim kanımca. Biraz da bizim gibilerden bahsetmek istiyorum. (övünmek gibi olmasın, öyle algılanmasın sadece gerçekler)
Aslında söylenecek çok şey var, ama bir o kadar da az anlatılmalı.
Kısaca değinmek gerekirse, kabız insanlardan değiliz. Rahatız. Elbette başarılı olmak adına biz de çalışırız ancak sonuç iyi olmazsa (ki bu, nadirdir) üzülsek de “olsun düzeltiriz elbet” deyip savaşa devam ederiz. Netice de %99 başarılı olup, alnımızın akıyla insanlığımızı kaybedip bitkiye dönüşmeden güzel bir başarının tadını çıkartırız.
Şu iki gündür, notlarımın açıklanmasıyla ben de başarımın tadını çıkartmaktayım.
Ve bununla da yetinmemeye karar verdim. Seneye çift anadal programına başvurup, 4 yılda iki üniversite bitireceğim umarım. Hem tercüman hem psikolog olacağım büyüyünce ben.
Beni tanıyanlar eskiden çok parlak bir öğrenci olmadığım için şimdilerde burs kazanmama vs. çok şaşırıyor. Evet, benim aram hiçbir zaman hız, yaş, havuz problemleri falan filanla çok iyi değildi azınca kararınca geçerdim o derslerden.Velhasıl ÖSS’de de büyük bir başarı elde edemeden girdim üniversiteye. Ama haticeye değil neticeye bakmak lazım. Ne oldum değil ne olacağım demeli. (atasözleri sözlüğü gibi hissettim bir an)
Şu an çoğu insanın kıskandığı (evet buna şahit oldum biliyorum) ve özendiği bir ortalamaya sahibim.
Umarım bu kadar örnekten sonra zekayı rakamlarla kıyaslayanlar yanıldıklarını algılarlar. (E artık adem olan anlar kardeşim)
Hepinize bol başarılı ve moronsuz günler dilerim. Siz de normal olmanın bir lütuf olduğunu unutmayıp, lütfen bunun tadını çıkaranlardan olun.
yaklaşık 1 yıl önce
Benim yorumun bu kadar güzel sözün ardından sadece bir cümle olacağı için üzgünüm Aşkım. Ama böyle olması gerekiyor.
Başarıyı ders notu puan vs ile ölçüyorsak ; süper gerizekalı başarılı bir insan olmaktansa başarısız olup gün ışığının güzel olduğunu düşünen bir aptal olmayı tercih ederim.
Teşekkürler.
yaklaşık 1 yıl önce
özet diye ben buna derim öküzcüm! (K)